Uçhisar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Uçhisar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Mart 2015 Cuma

Kapadokya'da Balayı: Son Söz {Part-11}

Siyah Tayt Giyen Kız'ın da söylediği gibi yılan hikayesine dönen bir balayı postu hazırladım :)
Baya da uzun oldu kabul ediyorum.
Ama sizi baştan uyarmıştım :)
Neyse ki Kapadokya'ya gitmiş kadar oldunuz diye tahmin ediyorum :))
Neyse efenim.
Kapadokya'ya balayına ya da gezmeye giderseniz neler yapmanız gerekiyormuş onu toparlıyım.
Söz bak başka balayı postu yok :))
 
Öncelikle Karlık Evi'nde kalıyorsunuz, çünkü sevdicekle kalınması gereken harika bir yer
 
Tabi ki de balona mutlaka binilmeli!
Harika bir deneyim.

 Dağ tepe bayır demeden gezilecek görülecek her yere gidin.

 Testi kebabı yemeyi ihmal etmeyin.
Tabii napıyoruz siparişimizi önceden veriyoruuuzz :)
 
Kapadokya'yı size hatırlatacak ister büyük ister küçük bir parçayı Sır Küpü'nden alıyoruz.
 
 
The Son!
:)
 
 
 


3 Mart 2015 Salı

Kapadokya'da Balayı: Uçhisar & Uçhisar Kalesi {Part-9}


Burası Uçhisar'ın yerli ve yabancı turistlerin uğrak yeri olduğu çarşısı.
Bir de aşağı kısımdaki ana çarşı var ki orada daha çok yerli halk bulunuyor. 







Daha önceden dediğim gibi nazar boncukları her yerde karşınıza çıkabiliyor.

 Uçhisar Kalesi'ne girişte müze kart geçerli değil ne yazık ki.
Tam 6TL, Öğrenci 3 TL
 
Merdivenlerden soluğunuz kesile kesile çıktıktan sonra (ya da ben yaşlandım artık o yüzden benim soluğum kesildi, sizin kesilmeyebilir :p) oldukça kalabalık bir turist topluluğu ile karşılaşıyorsunuz.
Herkes gün batımını kaleden izlemek ve harika fotoğraflar çekmek için gelmiş oluyor.

Uçhisar Kalesi'nin zirvesi aynı zamanda bölgenin panoramik seyir noktasıdır.
Zirvede Bizans Dönemi'ne ait basit kaya oyma mezarlar bulunmaktadır.
 
 
The top of the citadel provides a magnificent panorama of the surrounding area.
Simple Byzantine graves, cut from the rock can be seen here. 

Ürgüp, Ortahisar ve Uçhisar gibi kalesi olan yerleşimlerde savunma amacıyla çevreye uzanan uzun tünellerden bahsedilmektedir.
Fakat bu tüneller yer yer çöktükleri için bugün esrarını hala korumaktadır.
 
It is said that in towns with citadels, tunnels run from the citadels to the valley floors.
There were built for defence and escape purposes, but are hardly visible now due to collapse and erosion. 
 
 
 
 

25 Şubat 2015 Çarşamba

Kapadokya'da Balayı: Güvercinlik Vadisi {Part-7}

 Güvercinlik Vadisi'ni ilk Fahri Dede ile gezmiştik.
Sonrasında ertesi gün acentayla bir kez daha uğradık.
Ama gerekli bilgileri Fahri Dede oranın yerlisi olarak bize vermişti zaten :)
 
 Nazar boncuğu ağacı Kapadokya'ya özgü.
 
 Gittiğiniz her yerde mutlaka nazar ağacına rastlıyorsunuz.
 
 Güvercinler bölge halkının en önemli geçim kaynaklarından biriymiş eskiden.
Günümüzde hala uğraşan varmış ancak eskisi gibi çok fazla yokmuş.
 
Güvercinler için kayalar oyulup yer yapılmış.
İsmi de buradan geliyormuş zaten.
Oldukça büyük bir yer.
Ihlara Vadisi'nde olduğu gibi trekking yapılabiliyormuş.
 
 
 


15 Şubat 2015 Pazar

{Çanta ♥ Cüzdan}

Çok zaman oldu bu ikiliyi alalı.
Ama paylaşmak bugüne kısmet oldu.
Bayılarak aldığım bir takımdı.
Batman'dan almıştım.
Batman Cengiz Deri'den.
Çantamı kullanmaya hala kıyamıyorum, arada bir kullanmak için çıkarıyorum.
Ama cüzdanımı kullanıyorum :)
♥♥♥
 
 
 


4 Şubat 2015 Çarşamba

Kapadokya'da Balayı: Balonla Uçuş Keyfi {Part-2}

Evet kızlar, Kapadokya denilince sizin de aklınıza ilk balonlar geliyor değil mi?
Eveeettt! :)
 Karlık Evi'nde bir gün dinlendikten sonra yapılan plan çerçevesinde sabah henüz güneş doğmadan balona binilecek yere doğru yola çıktık.
Balona binmeden önce ilk etapta balonun şişirilmesini izliyorsunuz.
Ve o zamana kadar uykunuz hala açılmadıysa kesin o aşamada açılır :)
Aynı anda 100 balonun şişirildiğini hayal edin.
Ve balonlar göründüğünden daha da büyük-müş :)
Zaten fotoğraftan da anlaşıldığı üzere herkes kamerasına sarılmış vaziyette.

Sevdiceğimin şansına biz 8 kişilik olan balona bindik :)
Zaten oradaki tek Türk biz olduğumuzdan biraz da ayrıcalık tanınmış olabilir :)
Kapadokya'da iken kendimi sanki yabancı bir memlekette gibi hissetmiştim, özellikle gezerken.
Çünkü canım yurdum insanı orada oturan yerliler dışında yok denecek kadar azdı.
Ve gezdiğiniz her yerde farklı dillerin konuşulduğunu düşünün.
İçimden sürekli "Acaba biz mi yurt dışına çıktık ki?" diye düşünmedim değil.

 Neyse.
Konumuza dönecek olursak eğer...
Benim yükseklik korkum var arkadaşlar.
Peki balona nasıl bindim?
Deli cesaretiyle bindim :)
Bir anlık kararla ve pek tabi ki içimde kalmaması adına hayalimi gerçekleştirmek için.
 Bindim binmesine ama alışasıya kadarki geçen süreyi bir de bana sorun :)
Yükseğe çıkacağımızı balonun sepetine binesiye kadar dank etmeyen ben o zamana kadar gayet rahattım.
Sonra sepete bindik.
Tınnnnnnn!!!
Duydunuz mu jetonun sesini :)
Şu aşamada ben bir panikle sevdiceğimin gözlerine baktım ve "İndir beni buradan!" dedim :)
Sevdiceğim de yavaş yavaş yükselen balondan aşağıya bakarak "Her şey için çok geç aşkım." dedi :)
Hayır bunu bana derkenki yüz ifadesi üzgün olma ve dalga geçme arası bir şeydi.
Sevdiceğim benimle eğlenirken ben ellerimle sepetin kenarlarını sıkı sıkıya tutmakla meşguldüm.
Benim gibi yükseklik korkusu olan hey sen!
Korkma!
Bak ben denedim ve oldu.
Aşağıya bakma yeter :)
Sadece etrafı izle.
Gerçi aşağıya yaklaşıldığı sırada yere bakınca bir şey olmuyor tecrübeyle sabit :)
 Bizim balonumuzda İtalyanlar vardı.
Evet yine İtalyanlar.
Çünkü Karlık Evi'nde de İtalyan turistler çoğunluktaydı.

 Balona binmek çok keyifliydi gerçekten...
 Güneşin doğduğu anı sevdiceğimle birlikte izlemenin ise tarifi yok...
Eğer yolunuz Kapadokya'ya düşerse mutlaka balona binin.
Şu hayatta kaç defa böyle güzel bir tecrübe edinilebilir ki? 
Balondan indikten sonra uçuş sertifikalarımızı da aldık.
Hatıra fotoğrafımızı da çektirdik.
Ve şampanya patlatmadık ama çok daha lezzetli Kapadokya'nın kendi lezzetli içeceğinden içtik.
Hatta oradaki turistler çok beğendiği için kalan şişeyi de aldılar :) 

 Veda etmeden önce odamızdan görünen manzarayı bir kez daha paylaşmalıyım :)
Özledim seni Karlık Evi...


3 Şubat 2015 Salı

Kapadokya'da Balayı: Karlık Evi {Part-1}


 Ohh bee sonunda balayı postumun ilk bölümünü yazmaya başlayabildim!
İnsanlık için küçük bir adım olabilir ama benim için ne kadar büyük bir adım olduğunu tahmin bile edemezsin sayın okuyucu :)
Siyah Tayt Giyen Kız bile yazı hazırladıysa(:P) benim de yazımı hazırlama zamanım gelmiş demektir diyerek büyük bir gazla size bu upuzuuunnn yazımın ilk başlangıcını yapmış bulunmaktayım :)
Evlenecek çiftlerin düğün işleriyle boğuşurken hem kendilerine sıkça sordukları hem de 3.şahıslar tarafından kendilerine sıkça sorulan soru şudur: "Balayında nereye gidiyorsunuz?"
Verilen cevap karşıdaki kişinin içinin fesatlığına bağlı olarak değişir elbette!
Ancak şu da bilinmelidir ki balayında illa herkes deniz kenarına gidecek diye bir şey yok!
Çünkü herkesin zevki, düşüncesi, hayali farklıdır.
Tüm tatilini denizde (özellikle Bodrum-Antalya gibi yerlerde) geçirme fikrini oldum olası sevememişimdir.
Hele bir de balayı gibi özel bir günümü hiç mi hiç öyle heba edemem.
Baştan belirtiyim tekrardan bunlar benim düşüncelerim.
En büyük hayalim canım ülkemin her bir şehrini gezmek ve burada önceliğe sahip bölgeler Güney Doğu, Doğu ve Karadeniz Bölgeleri.
"En çok nereye gitmek istiyorsun?" diye sorduklarında "Mardin-Midyat, Kapadokya ve Karadeniz Turu" diye cevap veren bir insan oldum hep.
Çok şükür Rabbime Batman'ın bir beldesine atanmış olsam dahi Midyat'ta ikamet ediyorum şartlardan dolayı.
Gönlüme göre Midyat'ı soluyorum.
O zaman balayında gidilecek ikinci seçenek olarak elimizde Kapadokya♥ kaldı tabi ki :)
Çok önceden internette dolaşırken ne yazık ki ismini hatırlamadığım bloglardan birinin Kapadokya'da balayı yapmayla ilgili bir yazısına rast gelmiştim. Önerdiği yeri not almıştım telefonuma.
Nasip işte.
KARLIK EVİ ile o blog sayesinde tanıştık.
Sevdiceğim iletişime geçti, aklımızdaki soruları sorduk (ki benim için büyük bir öneme sahip olan istediğim odanın-bknz:307 numaralı oda- boş olduğunu öğrendik:)) ve çok şükür ki gönlümüz rahat bir şekilde rezervasyonumuzu yaptırdık.
Gitme zamanı gelince de içimizdeki sevinçle çıktık yola.
 Havalimanı'ndan bizi özel bir araç aldı ve Karlık Evi'ne geldik.
"Evinize Hoşgeldiniz" diyerek karşılandık kocaman güler yüzlerle.
Geçirdiğimiz zaman boyunca yöneticisinden hizmet biriminde çalışanına kadar herkesten güler yüz ve büyük bir ilgi gördük.
Sakın yanlış anlaşılmasın, yalakalık veya ticari amaçlı bir durumdan kaynaklanmıyordu bu ilgi.
Karlık Evi sakinlerinin benimsedikleri vizyondan kaynaklı.
Karlık Evi'nin iç dizaynına ise bayıldım.
Her bir parça oldukça nostaljikti.
 Duvarlara yerleştirilen tablolar ise sizi bambaşka boyutlara götürüyordu benim nazarımda.

 Her sabah çiftlere özel yeşilliklerin içerisine kurulan kahvaltılarımız ise oldukça iştah açıcıydı.
Karlık Evi'nin Bahçesi'nin bir bölümü meyve ve sebzelerin yetiştirilmesine ayrılmıştı.
Yani soframızdaki domates, üzüm, salatalık tazecikti.
İsteyenler dalından kendisi koparabiliyordu kahvaltıda yemek için.
 Bahçenin sol kısmında ise atlar vardı.
Zaten Kapadokya'nın anlamı "Güzel Atlar Diyarı"dır.
Atları o kadar çok seviyorum ki...
Gerçi yanına ilk yaklaşıp sevme aşamam biraz teraddütlüydü.
Ancak sonucuna değdi :)
Bu arada isteyenler at da binebiliyorlar.

 Sabahın ilk ışıklarında ise bizi böyle muhteşem bir görüntü karşılıyordu.
Odamızdan akşamüstü manzarası ise kelimelerle ifade edilemeyecek gibiydi. 

 Günün diğer saatlerinde odamızın balkonundan Uçhisar manzarası.
 Balkonumuzdan bir başka manzara...

Karlık Evi sakinlerinden Abdullah Bey ile Bukem Hanım tüm içtenlikleriyle bize Kapadokya'yı gezmemiz konusunda yardımcı oldular. 
Kaldığımız süre boyunca nasıl verimli bir şekilde gezebileceğimize dair bize kendilerinin hazırladıkları bir gezi planı verdiler ve birlikte gerekli ayarlamaları yaptık.
Buradan da Bukem Hanım ile Abdullah Bey'e bütün ilgileri ve güler yüzleri için çok çok teşekkür ederim.

 Kısıtlı zamanımızda onlar sayesinde oldukça verimli kullandık ve keşke şunu da yapsaydık veya keşke şuraya da gitseydik diyebileceğimiz çok şükür bir şey kalmadı :)

Buraya kadar okuyan varsa eğer öncelikli olarak sabrına teşekkür ederim ve umarım balayında Kapadokya'ya gitmeyi düşünen varsa eğer yardımcı olabilmişimdir.
Bundan sonraki postlarımızda başlıktan da anlaşıldığı üzere Kapadokya'da Balayı yazımın devamını okuyacaksınız.
:)
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...