4 Şubat 2015 Çarşamba

Kapadokya'da Balayı: Balonla Uçuş Keyfi {Part-2}

Evet kızlar, Kapadokya denilince sizin de aklınıza ilk balonlar geliyor değil mi?
Eveeettt! :)
 Karlık Evi'nde bir gün dinlendikten sonra yapılan plan çerçevesinde sabah henüz güneş doğmadan balona binilecek yere doğru yola çıktık.
Balona binmeden önce ilk etapta balonun şişirilmesini izliyorsunuz.
Ve o zamana kadar uykunuz hala açılmadıysa kesin o aşamada açılır :)
Aynı anda 100 balonun şişirildiğini hayal edin.
Ve balonlar göründüğünden daha da büyük-müş :)
Zaten fotoğraftan da anlaşıldığı üzere herkes kamerasına sarılmış vaziyette.

Sevdiceğimin şansına biz 8 kişilik olan balona bindik :)
Zaten oradaki tek Türk biz olduğumuzdan biraz da ayrıcalık tanınmış olabilir :)
Kapadokya'da iken kendimi sanki yabancı bir memlekette gibi hissetmiştim, özellikle gezerken.
Çünkü canım yurdum insanı orada oturan yerliler dışında yok denecek kadar azdı.
Ve gezdiğiniz her yerde farklı dillerin konuşulduğunu düşünün.
İçimden sürekli "Acaba biz mi yurt dışına çıktık ki?" diye düşünmedim değil.

 Neyse.
Konumuza dönecek olursak eğer...
Benim yükseklik korkum var arkadaşlar.
Peki balona nasıl bindim?
Deli cesaretiyle bindim :)
Bir anlık kararla ve pek tabi ki içimde kalmaması adına hayalimi gerçekleştirmek için.
 Bindim binmesine ama alışasıya kadarki geçen süreyi bir de bana sorun :)
Yükseğe çıkacağımızı balonun sepetine binesiye kadar dank etmeyen ben o zamana kadar gayet rahattım.
Sonra sepete bindik.
Tınnnnnnn!!!
Duydunuz mu jetonun sesini :)
Şu aşamada ben bir panikle sevdiceğimin gözlerine baktım ve "İndir beni buradan!" dedim :)
Sevdiceğim de yavaş yavaş yükselen balondan aşağıya bakarak "Her şey için çok geç aşkım." dedi :)
Hayır bunu bana derkenki yüz ifadesi üzgün olma ve dalga geçme arası bir şeydi.
Sevdiceğim benimle eğlenirken ben ellerimle sepetin kenarlarını sıkı sıkıya tutmakla meşguldüm.
Benim gibi yükseklik korkusu olan hey sen!
Korkma!
Bak ben denedim ve oldu.
Aşağıya bakma yeter :)
Sadece etrafı izle.
Gerçi aşağıya yaklaşıldığı sırada yere bakınca bir şey olmuyor tecrübeyle sabit :)
 Bizim balonumuzda İtalyanlar vardı.
Evet yine İtalyanlar.
Çünkü Karlık Evi'nde de İtalyan turistler çoğunluktaydı.

 Balona binmek çok keyifliydi gerçekten...
 Güneşin doğduğu anı sevdiceğimle birlikte izlemenin ise tarifi yok...
Eğer yolunuz Kapadokya'ya düşerse mutlaka balona binin.
Şu hayatta kaç defa böyle güzel bir tecrübe edinilebilir ki? 
Balondan indikten sonra uçuş sertifikalarımızı da aldık.
Hatıra fotoğrafımızı da çektirdik.
Ve şampanya patlatmadık ama çok daha lezzetli Kapadokya'nın kendi lezzetli içeceğinden içtik.
Hatta oradaki turistler çok beğendiği için kalan şişeyi de aldılar :) 

 Veda etmeden önce odamızdan görünen manzarayı bir kez daha paylaşmalıyım :)
Özledim seni Karlık Evi...


2 yorum:

Ayşe ÖCAL dedi ki...

İyi günler oda numaranız 307 mi. Su an sitedeki 307 no lu oda sizin attığınız fotoğraflardaki dizayndan farklı sanki. Peribacakarı ve Uçhisar ı birlikte görüyor oda değil mi? Ben de odada kararsız kaldım. Hangi oda iç mekan anlamında ve manzarası anlamında avantajlı yardımcı olun lütfen :(

adasehir dedi ki...

Ayşe ÖCAL; size de iyi günler, kusura bakmayın lütfen birçok yorum göndermişsiniz ama bloğumla ilgilenmeyeli baya bir zaman oldu, hiç açıp kontrol dahi edemiyordum, o yüzden daha yeni gördüm. Geç bir cevap olacak o yüzden :( Muhtemelen siz gitmişsinizdir bile ama yine de yanıtlamaya çalışıyım sorularınızı. Bizimki 307 numaralı oda idi, sitedeki fotoğraflarla birebir aynıydı oda ve benim yüklediğim fotoğraflar da birebir aynısı. Yazıdaki linki düzeltiyorum: http://www.karlikevi.com/tr/odalarimiz
Ancak şunu da belirtiyim ki ben yazımda odanın içini gösteren tam bir fotoğraf kullanmadım sadece manzara fotoğraflarını paylaştım, gördüğünüz fotoğraflar Karlık Evi'nin iç dizayna aittir. Umarım içinize en çok sinen odaya karar vermişsinizdir.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...