20 Ocak 2017 Cuma

Aşk...

Anlatılması güç, anlaşılması yaşanmışlığa bağlı bir şeydir AŞK...



*fotoğraf deviantart.com (by Pascal Campion)

19 Ocak 2017 Perşembe

Emerken Isırma

Tecrübeli anneler bilirler ki, ısırma anneler için kabus gibi bir şeydir. Biz acemi anneler de bunun nasıl bir şey olduğunu bilmediğimizden, oldukça şaşkın bir şekilde ansızın yakalanma olasılığımız yüksektir. Hatta o şaşkınlıkla "ayyy!" diye bir ses çıkardıysak, vay halimize. Çünkü çıkarılan bu ses, bebek için oldukça eğlencelidir :) Şaşkınızdır çünkü aylarca dişsiz bir bebeği emzirmişizdir, heyecanla ilk dişin çıkmasını beklesek de ilk etapta aklımıza gelmez. Eğer bizi bu konuda uyarırlarsa o zaman başka, tabi o uyarıları da dinlediysek.

Elif Nisa şu anda 13 aylık. İzlediğim video da 4 ay önce yayınlandığına göre demek ki yaklaşık 9 aylıkken ısırma tecrübem olmuş. Emzirirken Elif Nisa'nın yüzüne bakıp göz teması kurmayı seviyorum; sadece ben sevmiyorum düzeltiyorum, anne-kız emzirme esnasında göz teması kurmayı seviyoruz :) Akşam vaktiydi, artık uyuma saati gelmişti. İlk dişler de yeni çıktı. Benim minnoş kızımın bakışı bir değişti ilk önce, böyle geldi bir pırıltı oturdu gözlerine, hani oyun oynama heyecanı gibi. Benim de bakışları pek bir hoşuma gitti, nereden bileyim arkasından geleni :) Veee ilk ısırık! Allah'ım yok böyle bir acı cidden.

Allah'tan o günün sabahında Acemi Anne'nin yayınladığı o videoyu izlemişim. Hemen uyguladım. Yüz ifademde acıya dair herhangi bir iz yok, tabi gülümsememek de lazım. Ağzından hemen memeyi çektim ve yüzüne üfledim. Sakin kalarak ve sakin bir ses tonuyla konuşmaya başladım: "Hayır, ısırmak yok." Net olmak önemli burada ve tüm bunlar -klasik koşullanmadaki gibi- sırayla olmalı. Bir kere söyleyince hemen olmuyor tabi :) Bunu birkaç kez tekrarladık. Yavrum benim, baktı ki ısırınca süt yok, bir daha yapmadı. Çok şükür ki yapmadı. Umarım bundan sonra da olmaz :) Resmen o video hayatımı kurtardı. Teşekkürler Acemi Anne :)



17 Ocak 2017 Salı

Normal, Sezaryen, Epidural !?

Hamileyken hemen hemen herkesin sorduğu sorudur "Nasıl doğum yapmayı düşünüyorsun?" sorusu. Aslında oldukça normal, hatta sıradan bir sorudur. Ama asıl problem, verilen cevaptan sonra insanların verdikleri tepkilerle alakalıdır. "Normal doğumu düşünüyorum." desen; "Valla iyi cesaret, bravo." ya da "Normal doğum sonrasında yaşayacağın bazı olumsuzlukları biliyorsun değil mi?" ya da "Epidural mi? Bence epidural olmalısın, çok rahat." ya da "Hımm, sezaryeni neden düşünmüyorsun?" gibi şu anda aklıma gelen ve gelmeyen birçok soru ve korku senaryosu senden çok karşındakiler için sorun olan bir olay haline gelir. Aynı durum seçilen diğer doğum yöntemlerinde de geçerlidir.

Üzerinden zaman geçince de yazmak zor oluyormuş aslında ama elimden geldiğince hissettiklerimi ve düşündüklerimi aktarmaya çalışacağım. Öncelikle şunu kabul etmek gerekiyor; hangi doğum yöntemini seçersek seçelim daha az anne ya da daha iyi bir anne olmuyoruz. Zaten annelik ayrı bir duygu, biliyorsunuz. Annelik duygusunu hissedip yaşamak için de illa ki doğurmak da gerekmiyor. Neyse çok derin mevzular bunlar. Tekrar belirtmek istiyorum, burada okuduklarınız tamamen benim düşüncelerim ve yaşadıklarımdır :)

Bana gelecek olursak; sezaryenden oldum olası korkmuşumdur. Tabiri caizse kesilip biçilmek benim için oldukça korkunç bir olay. Ve tabi sezaryen sonrası yaşanan zorlukları da az çok biliyorum. Üstelik yüzyıllardır kadınlar hep normal doğum yöntemi ile bebekler dünyaya getirmişlerdi. Ve zaten kadın bedeni tamamen buna uygun olarak yaratılmıştı. O yüzden sezaryeni elemiştim çok önceden, daha evlenmeden önceki durumdan bahsediyorum. Hamile kaldıktan sonra da normal doğum benim için ilk sıradaydı. Ama tabi, hamilelik seyrimin nasıl ilerleyeceğini ve doğum esnasında neler olabileceğini bilmediğimden sezaryene de oldukça açıktım. "Hangi doğum yöntemini kullanmayı düşünüyorsun?" diye soranlara da "Bilmiyorum, gidişata bakacağım artık. Bebeğim sağlıkla dünyaya gelsin de önemli değil. Nasip." diye cevaplar veriyordum. Yalan söyleyemem gönlümden hep normal doğumu geçirdim ve hamileliğim süresince de hep pozitif normal doğum hikayeleri okudum, olumsuz hiçbir şeye yer vermedim belleğimde ve kalbimde. Ama dediğim gibi hiçbir şey belli olmaz, sağlık bu sonuçta. Üstelik sadece kendi sağlığım değil, bebeğimin sağlığı da vardı düşünmem gereken. O yüzden her iki doğum şekline de açıktım. Ama bir itirafta bulunursam beni en çok gaza getiren olay, iş arkadaşımın normal doğumla bebeğini kucağını almasıydı. Sonuçta o yapabiliyorsa, ben de yapabilirdim :)

Rabbime sonsuz şükür ki kızımı gönlümden geçtiği gibi dünyaya getirdim; yani normal doğum yaptım, epiduralsiz. 40+1 de suni sancı ile bebeğimi dünyaya getirdim. Annem de beni dünyaya getirirken suni sancı ile normal doğumu gerçekleştirmiş. Bu da mı genetik demeyin, bu genler çok ilginç valla :) Allah nasip eder de ileride ikinciye hamile kalırsam nasıl olur bilmiyorum. Ama itiraf ediyorum bir ara epidural istemedim değil :) Ama onda da çok güvendiğim doktorum Esra Hanım engel oldu: "Ya normal doğum ya da doğru sezaryene." diye kararlı konuşunca, silkelenip kendime geldim. Onca ay pozitif doğum hikayeleri oku, kendini tüm olumsuzluklara kapat, olacak iş değil pes edemezdim :) Bu arada belirtmeden geçmemem lazım; hangi yöntemi seçerseniz seçin doktorunuza sonuna kadar güvenmeniz lazım, sizi yarı yolda bırakmamalı.

Ayrıca hamileliğim boyunca oldukça faydalandığım, işime yarayan yöntemleri öğrendiğim ve sürekli doğum hikayesi okuyup hormonlarımın etkisiyle duygusala bağlayıp ağladığım şu üç siteyi paylaşmak istiyorum:
1- Bebek Yapım Bakım Onarım
2- Pozitif Doğum Hikayeleri
3- Blogcu Anne Pozitif Doğum Hikayeleri

Buraya kadar sanki sürekli normal doğuma yönlendiriyormuşum gibi oldu biliyorum. Ama dediğim gibi benim deneyimim ve isteğim bu yönde olduğu için bu şekilde bir yazı ortaya çıktı. Tekrar söylüyorum, inanın ki hangi doğum şeklini seçerseniz seçin annelik duygunuzda bir değişiklik olmuyor. Ve umarım herkes gönlünden geçirdiği gibi bir doğum gerçekleştirerek sağlıkla bebeğini kucağına alır.

Sanırım benim bu konuda söyleyebileceklerim bu kadar. Sizin de eklemek istedikleriniz olursa yorum bölümünden paylaşmayı unutmayın lütfen.



*fotoğraf deviantart.com (by Angela4)

14 Ocak 2017 Cumartesi

Snowy Tree House

Çevremizi o kadar değiştirdik ki; şimdi bu yepyeni çevreye uyabilmek için kendimizi de değiştirmemiz gerekiyor...
{N. Wiener}



**başlık ile içerik tamamen alakasızdır. Başlığa ne yazsam diye çok düşündüm ama bulamadım. Ben de Pascal Campion'un resminin başlığını koydum yazı başlığına :)
***ben de böyle bir ağaç evim olsun istiyorum :) Hadi ama siz hiç istemediniz mi?

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...