14 Temmuz 2014 Pazartesi

@ İstanbul

İstanbul'dayım...
Evimizdeyim...
Çeyizimi getirdik dün.
Eskişehir'deyken gözüme az görünen çeyizim aslında ne kadar da çokmuş.
Ben de bardak hastalığı var, çeşit çeşit olsun bir sürü olsun istiyorum :)
İstiyorum istemesine de beni bak mutfağına sığamayacaksın diyenlere kulak asmadığım için şu an azcık pişman olabilirim :)
Olsun, mutluyum ben çok çok çok hem de...
Ama yorgunum da aynı zamanda, hem de çok.
Tek başına ev yerleştirme ve temizlik ne kadar zor oluyormuş.
Hayırlısıyla bir de mobilyalarım gelseydi bi.
Çok dertliyim mobilya konusunda, hatta sevdiceğim benden daha dertli.
Çünkü 2 haftadır mobilyalarımızı yaptırdığımız mobilyacı getirmedi.
Herhalde düğün günümde ya da 3-5 sene sonra getirmeyi düşünüyorlar! (Blog sahibesi çok kızgın ama çaresiz de)
Bekliyoruz bakalım, güya bu hafta sonu getirecekler (umut, umut, umut)
Yemeğimi de yaptım ya rahatım o yüzden :)
Daldan dala atlayarak yazdıysam kusura bakmayın artık :)
Benden son durumlar bunlar. Umarım bundan sonra bol fotoğraflarla gelirim bloğuma.
Öpüldünüz...



*fotoğraf deviantart.com (by Nur Tanrıöven)

11 Temmuz 2014 Cuma

Naşide Gökbudak - Miralayın Kızı Süreyya

Aşkın ve tarihin tozlu sayfalarını aralıyor Naşide Gökbudak.
Duyguların capcanlı yaşandığı bir hikaye Miralayın Kızı Süreyya.
Amasya'da köklü bir ailenin kızıdır Süreyya. Ailenin en küçüğüdür, babaannesi Senane Hanım'ın gözbebeğidir. Bir kertmesi vardır, ama Süreyya Paris'te yaşayan amcasının oğlu ile evlenmek istemez ve nişan günü kaçar...
Zaki, Afganistan Şahı'nın yeğenidir. Türkiye'ye tıp eğitimi görmeye gelir, uzmanlığını psikiyatri üzerine yapacaktır. Onun da Şah tarafından uygun görülen bir kertmesi vardır...
Süreyya ihtilallerin olduğu, demokrasiye alışmaya çalışılan bir dönemde yaşar, aşkı Ankara'nın sonbaharlarında musiki dinleyerek tanır. Acı ile aşkın birbirine girdiği bir hayat yaşar.
Naşide Gökbudak Miralayın Kızı Süreyya'da, Türk Milleti'nin kökleşmiş geleneklerini, evlilik, kadın-erkek ilişkileri, yeni Türkiye'nin kimliğini oluştururken toplumun geçirdiği zorlukları, sürükleyici kurgusu ve akıcı diliyle irdeliyor.
Bir solukta okunan roman kimi zaman buruk bir gülümseme yaratıyor, kimi zaman bambaşka bir iklime sürüklüyor.
 
 
Ama bu aşk böyle bitmemeliydi yaa!! :(
 
 
 


8 Temmuz 2014 Salı

Günün Yok Yok Ayın Fotoğrafı :)

Nasıl ama :)
Görev yaptığım kasabanın fırınının camında yazan yazı.
Fırıncı okumuş olduğunuz üzere isyanlarda :)
 
 
 


6 Temmuz 2014 Pazar

Yağlı Boya Tablom


Görmüş olduğunuz bu harika yağlı boya tablo artık benim ♥
Midyat'taki canım arkadaşlarım tarafından düğün hediyesi olarak hediye edildiler.
Ki siz o canlardan bir tanesini biliyorsunuz :)
Tablomuzun adı "Hayalet Atlar".
Suriye'den gelen bir ressam tarafından yapılmış.
Fotoğraflarda minicikmiş gibi görünüyor olabilir ama bildiğiniz kocaman bir yağlı boya tablo.
Salonumun en güzel köşesini süsleyecek kendisi :)
Buradan da çook teşekkür ederim size kızlaaarrr, hepinizi çook seviyorum, bidenesiniz :)
 

 

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...