Bebişli Günler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bebişli Günler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Ocak 2017 Salı

Misafirlerimiz İçin Hediyelerimiz

İlk yaş olunca insan daha bir fazla özeniyor, yalan yok.
Kızımın diğer yaşları için bir hazırlık yapar mıyım, bilmiyorum.
Aslında birinci yaş gününü de öyle büyük bir şey yapmadım.
Aile arasında ve iki yakın arkadaşımın olduğu bir doğum günüydü.
Gelen misafirlerimiz için de hediyeler hazırladım.
İçeriğinde ise; 330ml su, çikolata, kokulu tesbih, kara tahta magnet var.
Etiketleri ve süslemeleri ben hazırladım.
Kara tahta magnetimizi ise Karpuz Tasarım'dan Özlem Hanım hazırladı.
Özlem Hanım o kadar kibar ve ilgili ki, gönül rahatlığı ile sipariş verebilirsiniz.
Ayrıca siparişimin yanında "Arabada Elif Nisa Var" uyarı yazısının yanı sıra, kara tahta magneti belirttiğim miktardan daha fazla gönderip büyük bir jest yaptı.
Siz de Karpuz Tasarıma ulaşmak isterseniz eğer;
Facebook: Karpuz Tasarım
Twitter: @karpuztasarim
İnstagram: Karpuz Tasarım



19 Ocak 2017 Perşembe

Emerken Isırma

Tecrübeli anneler bilirler ki, ısırma anneler için kabus gibi bir şeydir. Biz acemi anneler de bunun nasıl bir şey olduğunu bilmediğimizden, oldukça şaşkın bir şekilde ansızın yakalanma olasılığımız yüksektir. Hatta o şaşkınlıkla "ayyy!" diye bir ses çıkardıysak, vay halimize. Çünkü çıkarılan bu ses, bebek için oldukça eğlencelidir :) Şaşkınızdır çünkü aylarca dişsiz bir bebeği emzirmişizdir, heyecanla ilk dişin çıkmasını beklesek de ilk etapta aklımıza gelmez. Eğer bizi bu konuda uyarırlarsa o zaman başka, tabi o uyarıları da dinlediysek.

Elif Nisa şu anda 13 aylık. İzlediğim video da 4 ay önce yayınlandığına göre demek ki yaklaşık 9 aylıkken ısırma tecrübem olmuş. Emzirirken Elif Nisa'nın yüzüne bakıp göz teması kurmayı seviyorum; sadece ben sevmiyorum düzeltiyorum, anne-kız emzirme esnasında göz teması kurmayı seviyoruz :) Akşam vaktiydi, artık uyuma saati gelmişti. İlk dişler de yeni çıktı. Benim minnoş kızımın bakışı bir değişti ilk önce, böyle geldi bir pırıltı oturdu gözlerine, hani oyun oynama heyecanı gibi. Benim de bakışları pek bir hoşuma gitti, nereden bileyim arkasından geleni :) Veee ilk ısırık! Allah'ım yok böyle bir acı cidden.

Allah'tan o günün sabahında Acemi Anne'nin yayınladığı o videoyu izlemişim. Hemen uyguladım. Yüz ifademde acıya dair herhangi bir iz yok, tabi gülümsememek de lazım. Ağzından hemen memeyi çektim ve yüzüne üfledim. Sakin kalarak ve sakin bir ses tonuyla konuşmaya başladım: "Hayır, ısırmak yok." Net olmak önemli burada ve tüm bunlar -klasik koşullanmadaki gibi- sırayla olmalı. Bir kere söyleyince hemen olmuyor tabi :) Bunu birkaç kez tekrarladık. Yavrum benim, baktı ki ısırınca süt yok, bir daha yapmadı. Çok şükür ki yapmadı. Umarım bundan sonra da olmaz :) Resmen o video hayatımı kurtardı. Teşekkürler Acemi Anne :)



17 Ocak 2017 Salı

Normal, Sezaryen, Epidural !?

Hamileyken hemen hemen herkesin sorduğu sorudur "Nasıl doğum yapmayı düşünüyorsun?" sorusu. Aslında oldukça normal, hatta sıradan bir sorudur. Ama asıl problem, verilen cevaptan sonra insanların verdikleri tepkilerle alakalıdır. "Normal doğumu düşünüyorum." desen; "Valla iyi cesaret, bravo." ya da "Normal doğum sonrasında yaşayacağın bazı olumsuzlukları biliyorsun değil mi?" ya da "Epidural mi? Bence epidural olmalısın, çok rahat." ya da "Hımm, sezaryeni neden düşünmüyorsun?" gibi şu anda aklıma gelen ve gelmeyen birçok soru ve korku senaryosu senden çok karşındakiler için sorun olan bir olay haline gelir. Aynı durum seçilen diğer doğum yöntemlerinde de geçerlidir.

Üzerinden zaman geçince de yazmak zor oluyormuş aslında ama elimden geldiğince hissettiklerimi ve düşündüklerimi aktarmaya çalışacağım. Öncelikle şunu kabul etmek gerekiyor; hangi doğum yöntemini seçersek seçelim daha az anne ya da daha iyi bir anne olmuyoruz. Zaten annelik ayrı bir duygu, biliyorsunuz. Annelik duygusunu hissedip yaşamak için de illa ki doğurmak da gerekmiyor. Neyse çok derin mevzular bunlar. Tekrar belirtmek istiyorum, burada okuduklarınız tamamen benim düşüncelerim ve yaşadıklarımdır :)

Bana gelecek olursak; sezaryenden oldum olası korkmuşumdur. Tabiri caizse kesilip biçilmek benim için oldukça korkunç bir olay. Ve tabi sezaryen sonrası yaşanan zorlukları da az çok biliyorum. Üstelik yüzyıllardır kadınlar hep normal doğum yöntemi ile bebekler dünyaya getirmişlerdi. Ve zaten kadın bedeni tamamen buna uygun olarak yaratılmıştı. O yüzden sezaryeni elemiştim çok önceden, daha evlenmeden önceki durumdan bahsediyorum. Hamile kaldıktan sonra da normal doğum benim için ilk sıradaydı. Ama tabi, hamilelik seyrimin nasıl ilerleyeceğini ve doğum esnasında neler olabileceğini bilmediğimden sezaryene de oldukça açıktım. "Hangi doğum yöntemini kullanmayı düşünüyorsun?" diye soranlara da "Bilmiyorum, gidişata bakacağım artık. Bebeğim sağlıkla dünyaya gelsin de önemli değil. Nasip." diye cevaplar veriyordum. Yalan söyleyemem gönlümden hep normal doğumu geçirdim ve hamileliğim süresince de hep pozitif normal doğum hikayeleri okudum, olumsuz hiçbir şeye yer vermedim belleğimde ve kalbimde. Ama dediğim gibi hiçbir şey belli olmaz, sağlık bu sonuçta. Üstelik sadece kendi sağlığım değil, bebeğimin sağlığı da vardı düşünmem gereken. O yüzden her iki doğum şekline de açıktım. Ama bir itirafta bulunursam beni en çok gaza getiren olay, iş arkadaşımın normal doğumla bebeğini kucağını almasıydı. Sonuçta o yapabiliyorsa, ben de yapabilirdim :)

Rabbime sonsuz şükür ki kızımı gönlümden geçtiği gibi dünyaya getirdim; yani normal doğum yaptım, epiduralsiz. 40+1 de suni sancı ile bebeğimi dünyaya getirdim. Annem de beni dünyaya getirirken suni sancı ile normal doğumu gerçekleştirmiş. Bu da mı genetik demeyin, bu genler çok ilginç valla :) Allah nasip eder de ileride ikinciye hamile kalırsam nasıl olur bilmiyorum. Ama itiraf ediyorum bir ara epidural istemedim değil :) Ama onda da çok güvendiğim doktorum Esra Hanım engel oldu: "Ya normal doğum ya da doğru sezaryene." diye kararlı konuşunca, silkelenip kendime geldim. Onca ay pozitif doğum hikayeleri oku, kendini tüm olumsuzluklara kapat, olacak iş değil pes edemezdim :) Bu arada belirtmeden geçmemem lazım; hangi yöntemi seçerseniz seçin doktorunuza sonuna kadar güvenmeniz lazım, sizi yarı yolda bırakmamalı.

Ayrıca hamileliğim boyunca oldukça faydalandığım, işime yarayan yöntemleri öğrendiğim ve sürekli doğum hikayesi okuyup hormonlarımın etkisiyle duygusala bağlayıp ağladığım şu üç siteyi paylaşmak istiyorum:
1- Bebek Yapım Bakım Onarım
2- Pozitif Doğum Hikayeleri
3- Blogcu Anne Pozitif Doğum Hikayeleri

Buraya kadar sanki sürekli normal doğuma yönlendiriyormuşum gibi oldu biliyorum. Ama dediğim gibi benim deneyimim ve isteğim bu yönde olduğu için bu şekilde bir yazı ortaya çıktı. Tekrar söylüyorum, inanın ki hangi doğum şeklini seçerseniz seçin annelik duygunuzda bir değişiklik olmuyor. Ve umarım herkes gönlünden geçirdiği gibi bir doğum gerçekleştirerek sağlıkla bebeğini kucağına alır.

Sanırım benim bu konuda söyleyebileceklerim bu kadar. Sizin de eklemek istedikleriniz olursa yorum bölümünden paylaşmayı unutmayın lütfen.



*fotoğraf deviantart.com (by Angela4)

5 Ocak 2017 Perşembe

Haşhaşlı Amasya Çöreği

Hamiş olduğumu öğrenen (yaklaşık 1,5 yıl önceden bahsediyorum tabi:) canım arkadaşım Gülay, canım çeker diye ve besleyici olduğu için Amasya'nın meşhur haşhaşlı çöreğini yollamıştı bana. Ben o pakettekileri bir günde yedim desem, inanır mısınız? İnanın, inanın. Bayıla bayıla yedim çünkü :) Hatta kargoyla yolladığı paket öyle bir zamanda geldi ki, dedim bu bir işaret olmalı. Tam kahvaltı yapacağım ne yesem diye düşünüyorum, ding dong zil çaldı ve tadaaa kahvaltım gelmişti bile :) Gerçi o zaman teşekkür etmiştim arayıp ama buradan da teşekkürü bir borç bilirim: Teşekkürler Gülay :)




2 Ocak 2017 Pazartesi

Örgü Bebek Pançosu

Daha ortada bebiş filan yokken, canım annem evdeki ipleri de değerlendirmek maksadı ile örmüş bu pançoyu. Artık kızım giyiyor soğuk havalarda anneannesinin ördüğü bu pançoyu sıcacık tutsun diye. Örgü modelini sormayın ama bilmiyorum çünkü :)




30 Aralık 2016 Cuma

Allah'ın Hikmeti

Yıl 2015...
Mevsimlerden ilkbahar...
İstanbul'a yeni tayinim çıkmış, gelmişim sevdiceğimin yanına ama evim Anadolu Yakası'nda İstanbul'un doğusu.
Okulum karşıda, Avrupa Yakası'nda, İstanbul'un göbeği-merkezi-batısı...
Yolum uzun, günde sabah yer altından giderek ve tabanvayla hız yapıp insan kalabalığı engellerini aşarak 2 saatte okuluma gidiyorum; dönüşte ise malum akşam trafiği 3 saatte eve geliyorum.
Şehir değiştiriyorum resmen her gün!
Ama bu yolların hakkını yemeyeyim, sayesinde tüm ulaşım araçlarını kullanmayı öğrendim :)
Neyse...
Bu fotoğrafı çektiğim gün de, okuldan o kadar sinirle çıktım ki, tepemden dumanlar tütüyor resmen.
Vücudum sinirden titriyor.
Başım çatlayacak derecede ağrıyor.
Ömrü hayatımda hiç o kadar sinirlenmemişim.
Eminönü İskelesi'nden Kadıköy'e geçmek için bekliyorum vapuru.
Dalgınca bakıyorum denize.
Çok kalabalık da değil henüz.
Yanıma bir beyefendi yaklaştı, babam yaşında.
Sakin bir ses tonu ile yumuşakça dedi ki "Kızım denizdeki yunusları gördün mü? Nasıl da dışarıya çıkıyorlar. Bak ne kadar güzeller." Bir taraftan da işaret ediyor, bak şurada diye.
İnanır mısın blog, o an bende hiç sinir minir kalmadı.
Baş ağrım desen geçti gitti.
Gülümseyerek beyefendiye "Teşekkür ederim, gördüm. Gerçekten çok güzeller." dedim.
Yüzümde tebessüm ile izledim bir süre yunusları, sonra da vapura bindim.
Demem o ki blog, meğer ben o zaman hamileymişim de bilmiyormuşum.
Söyle şimdi bakalım, bu yaşadığım Allah'ın bir hikmeti değil de nedir Blog?





28 Aralık 2016 Çarşamba

♥ İyi Ki Doğdun Canım Kızım ♥

18 Aralık 2015, saat 22.45...
Seni ilk kez kucağıma aldığım an...
Daha dün gibi her şey.
Ne ara geçti zaman?
Birlikte dolu dolu geçirdiğimiz koskoca bir yıl geçmiş.
Zamanın göreceliği işte, bazen hızlı bazen yavaş.
Sensiz ben nasılmışım, nasıl yaşamışım, ne kadar da eksikmişim.
Karşılıklı büyütüyoruz birbirimizi.
Her gün seninle birlikte yepyeni şeyler öğrendim.
Yaşamda şükredilmesi gereken ne kadar da çok şey varmış misal.
Ehlileştim...
İlk aydı galiba, annneannenle telefonda konuşuyorum.
Dedim ki "Sanki hep benimle birlikteydi, sanki hep vardı, hep böyleydik sanki."
Anneannen de "Zaten seninleydi 9 ay boyunca kızım."
Cevaben dedim ki "Hayır hayır, sadece 9 ay boyunca değil, hep benimleydi. Sanki ben kızımla tam oldum."
Sadece ben değil, baban da seninle birlikte tam oldu.
Daha bir BİZ olduk seninle.
Hayatımızda ne büyük eksikmişsin meğer.
O kadar doluyum ki seninle, kelimelere dökmek ne zor bu hissi.
Oysa söylemek istediğim o kadar çok şey var ki...
Diyebileceğim alışılmış bir cümle olsa da, içi dolu dolu diyorum inan.
♥ İYİ Kİ DOĞDUN CANIM KIZIM ♥
İyi ki senin annenim, sen benim herşeyimsin canım yavrum.
Annesinin kuzusu, babasının süt kuzusu...
Seni çok ama çok seviyoruz.





5 Aralık 2016 Pazartesi

Hamilelikte Çatlak Önleyici Krem


Bir kere kabul edelim arkadaş, hamilelikteki bu çatlak olayı tamamen genetik.
Valla bak.
Annem bana hamileyken çok çatlağı olmuş.
Bu demek oluyor ki benim karnım da çatlayacaktı.
Ben baştan bunu kabul ettim zaten.
Ohh bi rahatladım.
Zaten bu çatlak olayını da çok kafaya takan birisi de değilim.
Bence hamilelikte karındaki çatlaklar annelik nişanesi gibi bir şey.
Yani benim gözümde öyle en azından :))
Yine de hamileliğim boyunca kullandığım krem oldu Lierac Phytolastil Gel.
En azından kullansaydım ne olurdu ki dememek adına iyi bir deneyim oldu benim için.
Asıl merak ettiğin kısma geliyorum blog.
Evet benim de karnımda çatlağım oldu :)
Bol su da içtim aslında.
Ama oldu yani, napalım.
Annelik nişanesini taşıyorum göğsümü gere gere, hiç de üzgün değilim :)
Hatta eşim boş yere kullandın diye dalga geçti benimle hep :)
Ama eğer kafanıza takacak birileri varsa hiç takmasın, dedim ya annelik nişanesi bu.
O gözle bakın, çok güzel hissediyorsun zaten kendini.
Bak bu konuyla ilgili bir şey anlatıyım sana.
Bir arkadaşım hiç krem kullanmadı, kremi de aldı ama üşendiğinden kullanmadı hem de.
Onun hiç çatlağı yok.
Dedim ya tamamen genetik faktörler etkili bence.
Oh çok da güzelim ben böyle de, anneyim ya ben, bundan daha güzel bir şey var mı! :)
Yok ben illa ki kullanıcam, çatlayamam diyorsan, al kullan okuyucu.
Zaten internette de en çok övülen krem bu, kısa bir web taramasında fark edersin bunu.
Ama unutma GENETİK BUU :)





4 Aralık 2016 Pazar

♥ Çift Çizgi ♥

(Bu fotoğrafı paylaşmak çok mu ulu orta oldu bilmiyorum.)
Tarih: 13 Nisan 2015
Nasıl olsa negatif çıkacak diye yaptığım testin tek çizgiden çift çizgiye geçerek pozitife dönmesi sonucunda durumu niyeyse hafif bir şok ve olgunlukla karşıladım.
Hatta durum kesinleşsin diye evimin yakınındaki özel hastaneye gidip kan verip sonucunu bir saat bekledim.
Önceden ise çift çizgi ile karşılaştığımda hoplayıp zıplayarak mutluluk nidaları atacağımı düşünürdüm.
Oysa daha çok korumacı tarafımın ortaya çıktığını fark ettim.
Nazardan, kem gözden, kötü niyetli, kalbi kötü kişilerden çok korktum misal.
O yüzden ilk etapta aile fertleri dışında hiçbir akrabaya arkadaşa duyurmadık, özellikle kritik olan ilk üç ay dolasıya kadar.
Hatta bloğumda bile paylaşmak istemedim.
Benim mutluluğum başka kişilerin derin yarası olabilirdi zira.
Bir kadını en iyi başka kadın anlamalıydı her zaman değil mi?
Ama ne yazık ki, genellikle bir kadını en çok yaralayan yine bir başka kadın olmuştur.
Derin mevzulara girmeyeyim en iyisi.
Sonuç olarak; HAMİLEYİM sevgili blog, hatta son ayımın içindeyim ve bir kızımız olacak Allah'ın izniyle.
Şu aşamada hemen hemen her özel günümü paylaştığım bloğumda bu güzelliği de paylaşmazsam olmazdı sanırım.
İçimden geçen tüm iyi niyetim ve içten bir şekilde diyorum ki:
Allah'ım dileyen herkese nasip etsin inşallah.
Ve Yüce Yaradan kimseyi evladıyla sınayıp terbiye etmesin.
Sevgilerimle.
  

Herkese Merhaba! Tabi hala bir okuyucum varsa ne mutlu bana :) Aradan o kadar uzun bir zaman geçti ki sevgili blog! Ve ne kadar çabuk geçti hiç anlamadım. Yani bu yazı 19 Kasım 2015 tarihinde yazılmıştır sayın okuyucu. Çok şükür Rabbime canım kızım aramıza katıldı, hatta yakın bir zamanda bir yaşını kutlayacağız aile arasında. Şaka gibi, zamanın ne kadar göreceli olduğunu bir kez daha anlıyorum. Ömrümüz ne kadar çabuk geçiyormuş meğer. Neyse şimdilik lafı fazla uzatmayacağım. Duygularımı uzun uzun başka bir yazıda paylaşırım inşallah, tabi onu ne zaman yazarım bilemiyorum. Ama ben döndüm blog bunu bil yeter :)



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...