11 Mayıs 2014 Pazar

Babama Sesleniş: Bu Sefer Kalkamam



Bu sefer kalkamam bu üçüncü bıçak
Elazığ-Mardin'e kaldırın uçak
Bu kadersiz evden nereye göçek
Nereye gitsem de kurtulamadım

Yedi senedir görmedim yüzün
Üstüne kar yağdı bulamadım izin
Gözlerim görmüyor tutuldu dizim

Kapımıza çöktü kara bir duman
Yuvalar kurdum da her şeyi tamam
Kahpe felek vermedi bana aman
Şimden sonra bana çare bulunmaz

Benim dertli gönlüm her yeri gezer
Canlar çok tatlıdır çileden bezer
Şimdi benim için kazıldı mezar
Şimden sonra yaşasam da ne çare

Özay ile Tayyar kurtardı başın
Elliye varmadan kırk dokuz yaşım
Kıymetini bilmedi şu zalim eşim
Şimden sonra bilse de ne fayda

Masaya yattım da kolum bağlandı
Doktoru görünce içim dağlandı
Doktor Bey de benim ile eğlendi
Oğlunun kızının adı ne diye

Masaya yattım da bağlandı kolum
Karşıma dikildi şu zalim ölüm
Bişey diyemedim tutuldu dilim


Bu şiir rahmetli babaanneme ait... Hastanede yatarken kendi kendine söylediği sözleri babam hemen yazıya geçirmiş. Babamın (rahmetli) eşyalarının arasında buldum kağıdı ve hemen kendime sakladım. Değerlidir benim için yazılanlar. Ve bazen kelimelerin bıçaktan daha keskin olması...
* Fotoğraf deviantart.com (by Miguel Santos) Miguel Santos'un fotoğraflarına bakmadan geçmeyin derim...

10 Mayıs 2014 Cumartesi

Babama Sesleniş: Şeyh Edebali'nin Osman Bey'e Nasihati

Bak oğul;
İnsanlar vardır, şafak vaktinde doğar, akşam ezanında ölürler.
Avun oğlum avun.
Güçlüsün, kuvvetlisin, akıllısın, kelamlısın,
Ama;
Bunları nerede, nasıl kullanacağını bilmezsen sabah rüzgarında savrulur gidersin.
Öfken ve nefsin bir olup aklını yener.
Daima sabırlı, sebatlı ve iradene sahip olasın.
Dünya senin gözlerinin gördüğü gibi büyük değildir.
Bütün fethedilmemiş gizemler, bilinmeyenler, ancak senin fazilet ve erdemlerinle gün ışığına çıkacaktır.
Ananı, Atanı say, bereket büyüklerle beraberdir.
Bu dünyada inancını kaybedersen, yeşilken çorak olur, çöllere dönersin.
Açık sözlü ol.
Her sözü üstüne alma.
Gördün söyleme, bildin bilme.
Sevildiğin yere sık gidip gelme, kalkar muhabbetin itibar olmaz.
Üç kişiye acı:
Cahiller arasındaki alime,
Zenginken fakir düşene,
Hatırlı iken itibarını kaybedene.
Unutma ki! Yüksekte yer tutanlar aşağıdakiler kadar emniyette değildir.
Haklı olduğunda mücadeleden korkma.
Bilesin ki atın iyisine doru, yiğidin iyisine deli derler.

{Şeyh Edebali}
 
 
 
Küçüktüm henüz. Bir gün işten geldiğinde eve, elinde bu yazı vardı. Bize getirmiştin okuyun diye. Çok sevmiştim yazılanları. Anlamlıydı kendimce de, çocukluk işte, kelimelerin ağırlığını hissedemiyorsun o zaman unutuyorsun bir süre sonra. Eşyalarının arasından buldum bu yazıyı da. Bize getirdiğin çıktının aynısıydı. Biz kaybetmiştik o yazıyı ama sen saklamışsın yıllar boyunca. Bendeki biriktirme huyu da senden geçmiş bana. Her şeyimle benziyorum ya sana gerçi. Göremedin ama son zamanlarımı. Sadece benim de değil üstelik. Kırgınlığım ne kadar derin biliyor musun? Ardında bıraktığın kocaman kocaman sorularım var benim artık...
 
 

8 Mayıs 2014 Perşembe

{Eskişehir-Ankara-Batman-Midyat}

Benim güzergahım bu şekilde...
Geçtiğimiz hafta Eskişehir'deydim ben sevgili blog.
Tatil matil yoktu o kadar uzun süre, niçin gittin ki memlekete demeyin.
Bazen öyle mecburiyetler vardır ki, insanın canını acıtan...
Vicdanını sızlatmayıp boşluğa düşüren, düşündüren...
Babam vefat etti benim sevgili blog!
Bu yüzden şu sıralar can yakıcı şeyler paylaşabilirim seninle.
Gerçi yazmayıp içime de atabilirim, yazarsam da yoruma kapatma olasılığım yüksek.
Bilirsin sınırlarım, duvarlarım vardır benim.
Öyle işte...
 
 
 
 
 

7 Mayıs 2014 Çarşamba

Göçme Zamanı


Buralarda göçme mevsimi geldi.
Hayvancılıkla uğraşanlar dağlara, yeşilliklere çıkıyorlar eşyaları ve hayvanları ile beraber.
Zaten o yüzden buradaki etlerin tadı ayrı bir lezzetli...
 

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...