3 Şubat 2015 Salı

Sherlock Başlasın Artık!




Sherlock dizisinin en son 3.sezonu yayınlanmıştı.
4.sezonun çekimlerine başlamışlar.
Fotoğrafları görünce dayanamadım hemen yayınlamalıyım ben de dedim.
Zaten 2016'da yeni sezon gösterime girecek diyorlardı, dedikleri gibi de olacak sanırım.
Keşke daha erken yayınlasalar!
 
Ne oldu da eski döneme döndüler yahu?!
Merakımdan ÇAT! diye çatlayacağım.
Sherlock başlasın artık!!!


*fotoğraflar: justjared.com

Kapadokya'da Balayı: Karlık Evi {Part-1}


 Ohh bee sonunda balayı postumun ilk bölümünü yazmaya başlayabildim!
İnsanlık için küçük bir adım olabilir ama benim için ne kadar büyük bir adım olduğunu tahmin bile edemezsin sayın okuyucu :)
Siyah Tayt Giyen Kız bile yazı hazırladıysa(:P) benim de yazımı hazırlama zamanım gelmiş demektir diyerek büyük bir gazla size bu upuzuuunnn yazımın ilk başlangıcını yapmış bulunmaktayım :)
Evlenecek çiftlerin düğün işleriyle boğuşurken hem kendilerine sıkça sordukları hem de 3.şahıslar tarafından kendilerine sıkça sorulan soru şudur: "Balayında nereye gidiyorsunuz?"
Verilen cevap karşıdaki kişinin içinin fesatlığına bağlı olarak değişir elbette!
Ancak şu da bilinmelidir ki balayında illa herkes deniz kenarına gidecek diye bir şey yok!
Çünkü herkesin zevki, düşüncesi, hayali farklıdır.
Tüm tatilini denizde (özellikle Bodrum-Antalya gibi yerlerde) geçirme fikrini oldum olası sevememişimdir.
Hele bir de balayı gibi özel bir günümü hiç mi hiç öyle heba edemem.
Baştan belirtiyim tekrardan bunlar benim düşüncelerim.
En büyük hayalim canım ülkemin her bir şehrini gezmek ve burada önceliğe sahip bölgeler Güney Doğu, Doğu ve Karadeniz Bölgeleri.
"En çok nereye gitmek istiyorsun?" diye sorduklarında "Mardin-Midyat, Kapadokya ve Karadeniz Turu" diye cevap veren bir insan oldum hep.
Çok şükür Rabbime Batman'ın bir beldesine atanmış olsam dahi Midyat'ta ikamet ediyorum şartlardan dolayı.
Gönlüme göre Midyat'ı soluyorum.
O zaman balayında gidilecek ikinci seçenek olarak elimizde Kapadokya♥ kaldı tabi ki :)
Çok önceden internette dolaşırken ne yazık ki ismini hatırlamadığım bloglardan birinin Kapadokya'da balayı yapmayla ilgili bir yazısına rast gelmiştim. Önerdiği yeri not almıştım telefonuma.
Nasip işte.
KARLIK EVİ ile o blog sayesinde tanıştık.
Sevdiceğim iletişime geçti, aklımızdaki soruları sorduk (ki benim için büyük bir öneme sahip olan istediğim odanın-bknz:307 numaralı oda- boş olduğunu öğrendik:)) ve çok şükür ki gönlümüz rahat bir şekilde rezervasyonumuzu yaptırdık.
Gitme zamanı gelince de içimizdeki sevinçle çıktık yola.
 Havalimanı'ndan bizi özel bir araç aldı ve Karlık Evi'ne geldik.
"Evinize Hoşgeldiniz" diyerek karşılandık kocaman güler yüzlerle.
Geçirdiğimiz zaman boyunca yöneticisinden hizmet biriminde çalışanına kadar herkesten güler yüz ve büyük bir ilgi gördük.
Sakın yanlış anlaşılmasın, yalakalık veya ticari amaçlı bir durumdan kaynaklanmıyordu bu ilgi.
Karlık Evi sakinlerinin benimsedikleri vizyondan kaynaklı.
Karlık Evi'nin iç dizaynına ise bayıldım.
Her bir parça oldukça nostaljikti.
 Duvarlara yerleştirilen tablolar ise sizi bambaşka boyutlara götürüyordu benim nazarımda.

 Her sabah çiftlere özel yeşilliklerin içerisine kurulan kahvaltılarımız ise oldukça iştah açıcıydı.
Karlık Evi'nin Bahçesi'nin bir bölümü meyve ve sebzelerin yetiştirilmesine ayrılmıştı.
Yani soframızdaki domates, üzüm, salatalık tazecikti.
İsteyenler dalından kendisi koparabiliyordu kahvaltıda yemek için.
 Bahçenin sol kısmında ise atlar vardı.
Zaten Kapadokya'nın anlamı "Güzel Atlar Diyarı"dır.
Atları o kadar çok seviyorum ki...
Gerçi yanına ilk yaklaşıp sevme aşamam biraz teraddütlüydü.
Ancak sonucuna değdi :)
Bu arada isteyenler at da binebiliyorlar.

 Sabahın ilk ışıklarında ise bizi böyle muhteşem bir görüntü karşılıyordu.
Odamızdan akşamüstü manzarası ise kelimelerle ifade edilemeyecek gibiydi. 

 Günün diğer saatlerinde odamızın balkonundan Uçhisar manzarası.
 Balkonumuzdan bir başka manzara...

Karlık Evi sakinlerinden Abdullah Bey ile Bukem Hanım tüm içtenlikleriyle bize Kapadokya'yı gezmemiz konusunda yardımcı oldular. 
Kaldığımız süre boyunca nasıl verimli bir şekilde gezebileceğimize dair bize kendilerinin hazırladıkları bir gezi planı verdiler ve birlikte gerekli ayarlamaları yaptık.
Buradan da Bukem Hanım ile Abdullah Bey'e bütün ilgileri ve güler yüzleri için çok çok teşekkür ederim.

 Kısıtlı zamanımızda onlar sayesinde oldukça verimli kullandık ve keşke şunu da yapsaydık veya keşke şuraya da gitseydik diyebileceğimiz çok şükür bir şey kalmadı :)

Buraya kadar okuyan varsa eğer öncelikli olarak sabrına teşekkür ederim ve umarım balayında Kapadokya'ya gitmeyi düşünen varsa eğer yardımcı olabilmişimdir.
Bundan sonraki postlarımızda başlıktan da anlaşıldığı üzere Kapadokya'da Balayı yazımın devamını okuyacaksınız.
:)

18 Ocak 2015 Pazar

Betül Özbir Kolye Çekilişi

Betül Özbir'i tanımayanınız var mı? Yaptığı kolye tasarımıyla adından sıklıkla söz edilen bir tasarımcı. Kendisi şu anda bir çekiliş düzenliyor ve kolyeseverler bu çekilişi kaçırmamalı bence, hele bir de bu çekilişi Betül Özbir düzenliyorsa :) Şartlar için bloğuna tık tık...


9 Ocak 2015 Cuma

♣Kına Gecesi ve Düğünde Müzik Seçimlerim♣

Merhaba Sevgili Blogum,
Oldukça uzuun bir zaman oldu yazmayalı...
Boşladım bir süredir.
Ama bu boşlayışımın sebebi ne twitter, ne facebook ne de instagram... Çünkü hiçbirinde şahsıma ait bir hesabım bulunmuyor.
Belli bir sebebim de yok aslında, belki yoğunluk sayılabilir.
Ama bugünkü yazımda ne zamandır aklımda olan düğündeki dans müzikleri kısmına ekleme yapmak istiyorum.
Biliyorum biliyorum çoook geç kalınmış bir yazı...
:))) Affedilebilirim sanırım.
Üstelik bundan sonraki yazım da balayı ile ilgili olacak.
Ancak balayı ile ilgili yazımı şu soralar yazamam çünkü henüz fotoğrafları ayarlamadım ve cidden yoğunum...
Neyse kısa keselim ve hemen sadece benim için değil tüm gelin adayları için önemli olan konuya benim de naçizane bir katkım olsun ;)


Eskişehir'deki kına gecemizdeki ilk dansımızı Kayahan&İpek Acar'ın birlikte söylediği "Seninle Her Şeye Varım Ben" şarkısı ile yaptık.


İkinci dansımızı bizim için önemli bir yere sahip olan Haluk Levent'in "Sevmek Böyledir İşte" şarkısıyla yaptık. Dans müziklerinde unutmayın çiftler için önemli olan müziğin çalınması her zaman daha özel ve güzel hissettirir ;))


Gelelim Kilis'teki düğünümüze...
Pek duyulmamış bir şarkı, ama yine bizim için özel olan Göktan-Gözbebeğim şarkısı...


İkinci dansımızı artık klasikleşmiş olan ancak sözlerinin güçlü olmasıyla insanı sarmalayan Berkant-Samanyolu şarkısını tercih ettik. Bu sevdiceğimin özel isteğiydi :)


Düğünümüzde üçüncü kez dans ettik ve çok da güzel oldu bence :) Ooohhh bool booll dans ettim de musmutlu oldum :))) Üçünü dans müziğimiz ise Özdemir Erdoğan'dan Bana Ellerini Ver...


Dans müziklerinden bahsettiğime göre giriş müziği için benim favorim olan ve severek kullandığımı paylaşmak istiyorum öncelikle. Eveeett Kuzey&Güney dizisinden de hatırlayacağınız üzere Toygar Işıklı'nın Hayat Gibi şarkısının fon müziği. Ben uzun sürümünü bulmuş ve belli noktaları kesmiştim, tam can alıcı noktada biz içeri girmiştik, öyle de ayarlarım kafaya koyunca :)) Bunu Eskişehir'deki Kına Gecemizde kullanmıştım.


Klasikleşmiş olan ama girişe de çok yakıştırdığım Bond-Victory'i ise Kilis'teki düğünümüz için kullanmıştık :)

Sevgili bloooggg, işte bööyyleeee... Bu yazıma da artık bir son veriyorum. Ne zaman yazacağım belli olmayan Balayı postumda görüşmek üzereee :)))


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...